4 Ocak 2013 Cuma

Tüm Zamanların En İyi Gezi Kitapları


Yolda, by Jack Kerouac


Aslında bu kitap bir sağlık uyarısıyla satılmalı, özellikle gelişme çağındaysanız; 
okuduktan sonra bir daha aynı yerde uzun süre yerleşik kalamayacaksınız. 
Kerouac, Beat kuşağı arkadaşlarıyla beraber,
 2. Dünya Savaşı sonrası Amerika'sını, otostop ile nasıl gezdiklerini anlatır. 
New York'tan Denver'a, oradan San Francisco'ya ve Los Angeles'a, bir jazz, uyuşturucu ve şiir bulutu içerisinde gezeceksiniz, okurken.  “Benim için sadece çılgın olanlar adamdır, yaşamaya çılgın, konuşmaya çılgın, kurtarılmaya çılgın, aynı zamanda herşeyi arzulayan, hiç bir zaman ağzını bir karış açmayan veya sıradan bir şey söylemeyen, ama yanan, yanan, muhteşem Romali bir meşale gibi..."  ...ve bu dizelerle başladı binlerce yolculuk.
Kumsal, Alex Garland
 İngiliz gezginlerin dünyadaki cenneti arayışını konu eden, ve filmi de çekilmiş bu roman, boş yıllarını uzak doğuda bulduklarıyla yetinerek bir kaçış yaşayan gençleri anlatır.                                                
The Great Railway Bazaar, Paul Theroux
Yazarın ilk ve belki de en iyi kitabı, Avrupa'dan başlayıp Asya ve orta doğu'ya uzanan, 4 aylık bir tren yolculuğunu anlatır. Bu kitap, Trans-Sibirya ve Hindistan'ın Great Trunk Express gibi, tren meraklılarını çok heyecanlandıracak seyahatleri konu alır. 

 
Güneş de Doğar, Ernest Hemingway
Yaygın kanıya göre yazarın en iyi kitabıdır. 20li yıllarda, kendilerini Paris ve İspanya'nın "yaşa ve sev"ine kaptırmış bir grup Amerikalı göçmenin,  renkli iniş çıkışlarını konu alır. Pamplona'daki boğa güreşi anlatımı ile hafızalara kazınmıştır, bu roman. 
A Short Walk in the Hindu Kush, Eric Newby
Newby'nin kendi mizahıyla, Afganistan'ın en zorlu dağlarından birine yapılan, hastalıklı aklın ürünü bir deneme. Deneyimsizliği öne çıksa da, okuyucularının en çok sevdi bu kitabı, dağların arasında maceracı Wilfred Thesiger ile karşılaşmayı tasvir ettiği bölüm, bunu telafi etmiştir.   

2013 EUROVİSİON' DA YOKUZ!





Portekiz, Slovakya ve Bosna Hersek' ten sonra Türkiye' de bu yıl yapılacak olan Eurovision' a katılmayacağını duyurdu.
TRT' den yapılan yazılı açıklamada bu yıl yarışmaya katılmayacaklarını ve bu kararın verilmesinde Avrupa Yayın Birliğinin geçen yılki yarışmada  ansızın oylama sistemini değiştirmesinin büyük etkisi olduğunu belirtti. 
Yarışmaya katılmayan diğer ülkeler ekonomik krizi sebep gösterirken, Türkiye' nin bu şekilde bir sebep göstermesi herkesi şaşırttı.
Açıklamada ayrıca, Avrupa Yayın Birliğinin 'imtiyazlı' üyeleri Almanya, Fransa, İngiltere, İstalya ve İspanya' nın son yıllardaki başarısızlıklarını ekarte edebilmek için oylama sisteminin değiştirildiği ima edildi. 
Bilindiği üzere geçen yıla kadar oylama sistemi tamamen katılımcı ülkelerin izleyicilerinden alınan puanlarla yapılıyordu. Geçen sene ise; puanlamanın %50'si jüri kararına, diğer %50' si ise oylama sonuçlarına göre değerlendirilmeye başlandı. Bu duruma pek çok ülke gibi Türkiye' de itiraz etti fakat şimdiye kadar her hangi bir değişiklik yapılmadı. Bekledikleri değişiklikleri göremeyen TRT yapım ekibi bu durum üzerine bu yılki yarışmaya katılmayacaklarını duyurdu.

Önümüzdeki senelerde ne olacağı bilinmez fakat kesin olan kısmı ise bu sene izleyeceğimiz Eurovision' da bizi heyecanlandıracak ve gururlandıracak bir temsilcimiz ne yazık ki olmayacak...

Dünya Klasiklerini Okumak yada Okumamak... İşte Bütün Mesele Bu...


Yeni sistemler geliştirmek için çabalayan dünya düzeni içerisinde son Türkiye kamuoyunu sarsan haber 
Milli Eğitim Bakanlığından geldi. 100 dünya klasiği içerisinde bulunan 'Şeker Portakalı' ve 'Fareler ve İnsanlar' adlı ünlü eserlerin 
müstehcen içerikleri bulunması sebebi ile çevirilerinin yeniden gözden geçirilmesi istenmekteymiş. Hatta İzmir Milli Eğitim Müdürlüğüne
bir velinin şikayeti sonucunda İl Milli Eğitim Müdürü bakanlığa resmi bir şikayet dilekçesi düzenlemiş bulunmakta 'Fareler ve İnsanlar' adlı eser için...

Ve sonuçta eser incelemeye alınmış. Tabi ki de düşünce özgürlüğünün yaygınlaşmasını istediğimiz bu günlerde bu düşünceler de saygı duymak gerekmektedir. 
Fakat bu kitaplar dünya klasikleridir ve Dünya klasikleri adı üstünde tüm dünya üzerinde kabul görmüş kitaplardır oysaki...
'Fareler ve İnsanlar' ın ilk basımı 1937 yılına aittir mesela... John Steinbeck' in 75 yıldır tüm dünyada okunmuş olan ve bir çok gencin kütüphanesine girmiş bu eser şimdi içerik olarak 'kötü' bulunmanın eşiğinde... Kitabın konusu ağırdır... Özellikle Amerikada 'Büyük Buhran' döneminde yaşayan iki arkadaşın  dram içerikli hayatları yer alır. Tabi ki bu insanların iyi huyları olduğu kadar kötü huyları ve davranışları da vardır. Ama kitapların amacı zaten iyiyi emsal gösterebilmek ve öğretebilmek için 
kötünün ne olması gerektiğinin verilmesini de içermez mi zaten...
Bu kitap dönem dönem tüm dünya ülkelerinde eleştiri almasının yanında  hala bir 'dünya klasiği'dir mesela...
'Şeker Portakalı' ı ise 1968 yılında yayınlanmıştır. Yazarı Jose Moura DE Vasconcelos olan bu kitabın konusu ise küçük ve haşarı bir kız çocuğunun maceralarıdır.

Yaptığı yaramazlıklar, fakirlikleri yüzünden sahip olamadı şeyler ve buna rağmen yaşama sevincini kaybetmemesi.... Taki gerçekten değer verdiği şeyleri kaybedinceye kadar...
Bu kitabı okuyan her çocuk ailesine olan sevgisini hatırlar... Bu kitaptaki çocuğun çok sevdiği birini kaybedince yaşadığı acıyı anlayıp  sevdiklerine daha sıkı sarılma ihtiyacı hisseder çocuklar...  
Bu kitaplar ne yeni yazılmış eserler nede best seller listelerinde biraz takıldıktan sonra unutulan kitaplardır...
Ama bunca yıl müstehcen olmayan içerikleri şimdi müstehcen olmaya başlamış....

Hayırlısı olsun ne diyelim...

Tüm bu gelişmelerden sonra önümüzdeki günlerde de çocukluğumuzun en popüler ' Cin Ali' kitap serilerinin içerikleri içinde benzer yorumlar duyarsak gerçekten şaşırmayacağım...

14 Aralık 2012 Cuma

Telefondaki Kızgın Kuşlar Uçacak mı?




          Dünya üzerinde milyonlarca kişi tarafından severek oynana Angry Birds oyunu bilgisayarlarımız ve telefonlarımızdan sinema perdelerine uçmaya hazırlanıyor. 

           Günümüzde cazibesini her ne kadar kaybetmiş gibi görünüyor olsa da geçtiğimiz yılların mobil dünyasında en çok indirilen uygulamalarından biri olan Angr Birds; tema, grafik ve konu olarak herkesin kalbinde yer edinmiş durumda. Şimdilerde ise bu oyunun karakterleri beyaz perdede birer aktör olma yolunda. 2009′da piyasa sürülen oyunun yapımcısı Rovio şirketi, geçtiğimiz günlerde 3 boyutlu animasyon filmi için, John Cohen ile anlaştıklarını duyurdu. 

            Cohen oyunu çok sevdiğini ve geliştirerek bu karakterlerin üzerine güzel bir hikaye yazmak için çalışmalara başlayacağını ve 2016 yılı içerisinde bu oyunun film şeklinde beyaz perdede olmasını planladıklarını açıkladı.Şimdi, en çok merak edilense kızgın kuşlar ile hırsız domuzlar arasındaki bu bitmek bilmeyen rekabet beyaz perdede nasıl hayat bulacak? 







6 Aralık 2012 Perşembe

ENGELLERİ KALDIRMAK

3 Aralıkta kutlanan Dünya Engelliler Günü, bir çok şehirde belediye ve kaymakamlıkların katıldığı etkinlikler ile yine herkese hatırlatıldı. 
Ne yazık ki birçok insanın tek bir gün olarak hatırladığı Dünya Engelliler Gününü; Türkiye' de 8.5 milyon kişi bir gerçek olarak yaşamaktadır. Nüfusumuzun %12.29' u engelli vatandaşlarımızdan oluşmaktadır. Bu yüksek rakamlara rağmen sosyal yaşam konforları ve iş istihdamı yeterli düzeyde vatandaşlarımıza ulaştırılamamakta ve bir çok insan onların çektikleri zorlukları bilmeden yaşamaya devam etmektedir. 
Engelli vatandaşlarımız için destek kampanyaları oluşturulmasına rağmen bu kampanyaların kapsamı sınırlı ve yetersiz olduğundan dolayı hala kendisine ulaşılmayı bekleyen birçok engelli vatandaşımız bulunmaktadır. 
Bu konuda sosyal medyanında daha ilgili olması gerekmektedir. 
Engelliler vatandaşlarımız, tıpkı diğer tüm vatandaşlarımız gibi yılın 365 gününü yaşamaktadırlar. Bu yüzden sadece bir gün ilgilenilmedikleri ve ihtiyaçları olan tüm yaşamsal imkanların sağlandığı bilinçli bir toplumda yaşamayı hak etmektedirler.





Dünya Engelliler Gününüz Kutlu olsun...

KAFESTEKİ HAYAT



           Son dönemde Kadıköy Belediyesinin ilçe meclisine; Petshoplar da kedi ve köpek satışının engellenmesi için teklif verildiğini TV kanalları ve gazeteler aracılığı ile hepimiz duyduk. Teklif onaylanırsa 1Nisan itibari ile ilçede pet shoplar da kedi ve köpek satılamayacak.
           Bu şeklide bir karar alınmasını sebebi neydi?
           Hafta sonu sinema çıkışında; her zaman ki gibi alışveriş merkezinde ki pet shopa uğradım. 3 haftadır   küçük bir kafesin içinde yaşayan golden yavrusu yine ordaydı. Yavru artık büyümeye başlamış olacak ki kafesin içinde rahat hareket edemez hale gelmişti.Sanırım bir süredir de kafesi temizlenmemişti. Ayrıca yanında ki kafeste bekleyen yavru İran Kedileri de bakımsızlıktan yaralar içerisindeydi. Yavruların kısa sürede ev sahibi olması tabi ki istenilien bir şeydir ama ama farklı bir açıdan bakıldığında; insanların  kısa süreli bir  heves için evcil hayvan almaları gerçekten ürkütücü bir sonuç. Sonrası ortada... Sokağa bırakılan milyonlarca  hayvan...
          Bazı pet shoplar bu durumdayken hayvan barınaklarının da durumu ortada...
          Kadıköy Belediyesinin teklifine gelince; belki de petshopları kapatmak yerine denetim sistemini artırmak daha doğru olacaktır.
Belki de en doğrusu pet shoptaki cins hayvanlar yerine sokak hayvanlarını ev sahibi edindirme…